BALIKLARINIZI AŞILATTINIZ MI ?
Karasal canlılarda ve memelilerde sağlanan başarılı aşılama uygulamaları sayesinde bugün Dünya Sağlık Örgütü (WHO) en önemli çalışma alanını aşılama çalışmalarına yönlendirilmiştir. Evrimsel gelişmişlik açısından aşılamanın uygulanabileceği spesifik hafızalı bağışıklık sistemine sahip olan balıklar akuakültür sektörünün gelişimine paralel bir yoğunlukta aşılanmaya başlamıştır.
Üretim artışı ve üretim maliyetini düşürmenin yanı sıra akuakültürün çevre ile uyumlu bir sektör olması gerekliliği, aşılama çalışmalarındaki başarısına bağlıdır. Çünkü kimyasal dezenfektan ve antibiyotik kullanımının aşırı artışı öncelikle bu uygulamayı yapan işletmeyi olumsuz etkiler. Daha pahalı ve daha az üretime neden olur. Bu tür üretim kayıplarını önlemenin bugün için en geçerli yolu,daha önceki yıllarda Norveç ve Yunanistan örneklerinde görüldüğü gibi başarılı aşılama çalışmaları ile mümkündür. Büyük umutlar bağladığımız bu genç sektörün sağlıklı bir gelişim göstermesi için, dünya standartlarında sağlıklı bir üretim gerçekleştirmek zorundayız.
I.Balıklarda Aşılamanın Prensipleri
Su ürünleri yetiştiriciliği son 20 yıl içinde önemli bir gelişme göstermiştir. Alabalık, salmon ve levrek balığı üretiminde stok yoğunluğu gittikçe artmaktadır. Bu da hastalık görülme riskini dramatik bir şekilde arttırmıştır. Bakteriyel infeksiyonlarda sağıtımda uygulanan antibiyotiklerin tekrar tekrar kullanımı mikroorganizmalarda ortaya çıkan dayanıklılığın yanısıra balığın insan gıdası olarak kullanımı nedeniyle önemli sağlık sorunları yaratmaktadır. Ayrıca yoğun olarak kullanılan dezenfektan, antibiyotik ve benzeri maddeler üretim maaliyetini yükselterek ekonomik yönden de olumsuz etkiler yaratmaktadır. Balık aşıları tüm bu olumsuz etkileri minimum düzeye indirmek düşüncesiyle ortaya çıkmıştır. 1970lerin ortalarında ilk kez bazı bakteriyel hastalıklarda (Vibriozis, Furunkulozis, Yersiniozis) önemli başarılar sağlayan aşılar, kolay uygulanabilir, ucuz ve uzun süreli bağışıklık sağlamaları sayesinde dünya su ürünleri sanayiinde bir anda ön plana çıkmıştır
Aşılamanın temeli, özgül ve hafızalı hücrelerin vücutta belli bir süre için oluşturulması prensibine dayanır. Aşı, patojenik organizmalar veya bunların antijenik yapılarının çeşitli yollarla patojenik özelliklerinin yok edilmesi ile hazırlanan preparatlardır. Aşı, korunulması istenen canlıya verildiğinde bağışıklık sisteminde oluşan hafızalı hücreler belli bir süre için o canlıyı aynı patojene karşı korur.
Etkin bir aşının 3 ana özelliği taşıması şarttır.
1. Aşı güvenli olmalıdır; Sağladığı immünite sırasında yan etkilerinin minimum düzeyde kalması ve özellikle hastalık oluşturmaması çok önemlidir. Bu açıdan tamamıyla ölü veya inaktive aşılar canlı aşılara oranla çok daha güvenlidir. Canlı aşı kullanımında çok dikkatli olunması gerekir. Bu tip aşılar hernekadar attenue (zayıflatılmış) olsalar da avirülent değildirler. Attenue suşlar mutasyonlar sonucu virülens kazanabilirler. Son yıllarda genetik mühendisliği teknikleri kullanılarak canlı aşıların daha etkin olarak kullanımında ilerlemeler sağlanmıştır.
2. Aşı yeterli olmalıdır; (İmmünijenite). Patojenik karakteri ve virülensi olan her mikrobik ajan yeterli immün cevabı stimüle edebilecek antijenik özelliği taşımayabilir. Dolayısıyla aşı üretimi için seçilecek ajanın (özellikle bakteriyel aşılar için uygun suşların) aşılanacak balık türünde yeterli immün cevabı stimüle edebilecek antijenik karakterleri taşıması gerekir.
3. Aşı kolay üretilebilmeli ve kolay uygulanabilir olmalıdır; Bir aşının sadece bilimsel boyutta sağlayacağı başarı, ekonomik olarak üretimini ve büyük miktarlarda canlıyı aşılayabilme olanağını da sağlayabilirse sektör açısından anlamlı bir boyut kazanır.
Genel olarak su ürünlerinde aşı üretimi için 3 temel basamak bulunmaktadır.
1. Balıkta immün bir reaksiyon oluşturma özelliği olan sorumlu antijenin tanımı.
2. Tanımlanan antijenin üretimi ve muhafazası.
3. Çeşitli yöntemlerle sorumlu antijeni immünolojik bir formda ortaya çıkarmaktır.
Böylece belli bir formda ve konsantrasyondaki antijen uzun süreli bağışıklık sağlayacak potansiyel bir uyarıcı haline getirilmiş olur.
II. Aşılamanın Stratejisi
Bir işletmede balıkların ne zaman aşılanacağı balığın büyüklüğü ve su sıcaklığı gibi iki önemli faktöre göre belirlenir.
1. Balık büyüklüğü : Balıklarda spesifik immün sistem, her türde yumurtadan çıktıktan belli bir süre sonra gelişir. Örneğin salmonidlerde ancak 1 gramın üzerinde immün sistem tam olarak gelişir. Ancak uzun süreli bağışıklığın oluşabilmesi için minimum 4 gram ağırlığa ulaşması gerekir. Türden türe bu ağırlık değişiklikler gösterebilir. Ayrıca son yıllarda levrek balıklarının sipesifik bağışıklık sistemi üzerine yapılan araştırmalarda spesifik bağışıklık sisteminin 135. - 140. günler arasında geliştiği ifade edilmiştir.
Pratikte üreticiler genel olarak balığın küçük olduğu dönemde balıklarını immersiyon ile aşılamayı tercih ederler. Zira yavru balık kaybını en aza indirmek, az miktardaki aşı ile mümkün olduğu kadar çok balık aşılamak bu yöntemle daha kolay ve ekonomiktir. Çipura ve Levrek balıklarında minimum aşılama büyüklüğü yaklaşık 2 gram olarak kabul edilmektedir. 10-80 Gram arasında ikinci kez aşılanan balıklar tüm üretim periyodu boyunca aşılandıkları hastalıklara karşı bağışık olurlar. Pratikte ilk aşılama immersiyon yöntemi ile ikinci aşılama ise ya immersiyon ya da enjeksiyon yöntemi ile gerçekleştirilir.
2. Sıcaklık : Balık fizyolojisinde en önemli faktör su ve dolayısıyla balığın vücut sıcaklığıdır. Dolayısıyla immünolojik kazanımların oranı da sıcaklıkla ilişkilidir. Su sıcaklığı, türün optimal sıcaklık değerlerinden ne kadar düşükse bağışıklık sistemi de o oranda yavaş gelişir. Bu yüzden aşılamanın, türün optimum sıcaklık değerlerine en yakın olduğu sıcaklıkta uygulanması en hızlı immüniteyi sağlar. Genel olarak aşı üreticileri 5-6 Cnin altında aşılama uygulamasını tavsiye etmezler. Ancak salmonlarda yağ adjuvantlı enjeksiyon aşılamaları soğuk su koşullarında uygulandığında, immünite çok yavaş gelişir. Böylece su sıcaklığı arttığında ve bir çok hastalığın en fazla ortaya çıktığı dönemde balıkların gelişmiş bir immünite ile hastalıklara karşı hazırlıklı oldukları tespit edilmiştir.
|